Birçok insan, ne istediklerini anlatmaktan ziyade, neyi istemediklerini daha kolay bir şekilde ifade edebilir. İstediklerini sormanın talepkâr bir tona sahip olacağından, bir sınırın birini hayal kırıklığına uğratacağından veya konuşmanın her şeyi önceden planlanmış gibi hissettireceğinden endişe duyarlar. Aslında, tahmin etmek, nazik ve doğrudan bir sohbetten daha fazla gerginliğe neden olur.
En yoğun anın hemen öncesinde başlayın.
Sakin bir sohbet, her iki kişiye de düşünmek için zaman tanır. Basit bir şeyle başlayabilirsiniz: “Birlikteyken en çok…” veya “Merak ettiğim bir konu…” Olumlu bir dil kullanmak, konuşmayı bir şikâyetten ziyade bir davet gibi hissettirir.
Evet, belki ve hayır seçeneklerini kullanın.
İstekler nadiren basit bir evet/hayır listesi şeklinde ortaya çıkar. “Evet” cevabı, aktif olarak istediğiniz bir şeyi ifade eder. “Belki” cevabı, ruh halinize, duruma veya güvene bağlı olabilir. “Hayır” cevabı ise kesin bir ret anlamına gelir. Bu üç kategoriyi de paylaşmak, daha kapsamlı bir tablo sunar ve temkinli bir “belki” cevabının yanlışlıkla onay olarak algılanmasını önler.
Bir sınır, reddetme anlamına gelmez. Bu, karşılıklı memnuniyeti daha olası hale getiren bir bilgidir.
Flörtleşmenin bir parçası olarak rızayı ön planda tutun.
Sorular, samimi bir üslupla sorulduğunda daha kişisel olabilir: “Daha yakın olmamı ister misin?” veya “Daha fazlasını ister misin?” Önemli olan nokta, her iki cevaba da yer bırakmaktır. Karşı çıkmama durumundan ziyade, istek ve heves daha önemlidir.
"Hayır" cevabını müzakere etmeyin.
Eğer birisi talebi reddederse, cezalandırıcı, küskün veya ısrarcı bir tutum sergilemeden yanıt verin. Sakin bir şekilde "tamam" demek, güveni korur. İnsanlar, isteklerinin sınırlarının çatışmaya yol açmayacağını anladıklarında, istekleri konusunda daha dürüst olurlar.
Sonrasında da giriş yapın.
Kısa bir sohbet, nelerin özellikle iyi hissettirdiğini, nelerin değişmesi gerektiğini ve her iki tarafın bir sonraki seferde ne istediğini ortaya çıkarabilir. Değerlendirme yapmaktan ziyade merak uyandırıcı bir yaklaşım sergileyin. Yakınlık, geri bildirimin bir performans değerlendirmesi gibi değil, iş birliği gibi algılanmasıyla artar.
Gizlilik, rızanın bir parçasıdır.
Herhangi bir özel içeriği kaydetmeden, saklamadan veya paylaşmadan önce mutlaka anlaşmaya varın. Bir şey oluşturmak için verilen onay, otomatik olarak o içeriği saklama veya yeniden dağıtma izni anlamına gelmez. Net beklentiler, her iki tarafı da korur ve dijital ortamdaki özel ilişkileri daha güvenli hale getirir.
Kimsenin hemen bir yanıt beklemediği bir zamanda konuşun.
Arzu üzerine yapılan bir sohbet, samimi bir anın ortasında değilken daha kolay yürütülür. Sakin bir zaman seçin ve kendi deneyimlerinizle başlayın. “Yavaşladığımızda size daha yakın hissediyorum” ifadesi, “her zaman acele ediyorsun” ifadesinden daha kolay kabul edilir. İlk cümle bilgi verir. İkinci cümle ise bir yargı gibi gelir.
İlk konuşmayı belirli bir konu üzerinde tutun. Sıklık, fanteziler, geçmişteki hayal kırıklıkları ve tüm sınırlar gibi konuları aynı anda tartışmaya çalışmak, her iki tarafın da savunmaya geçmesine neden olabilir. Tek ve net bir konu, üzerinde anlaşmaya varıp uygulamaya koyabileceğiniz bir sonuç elde etme olasılığınızı artırır.
Tercihleri, sınırları ve merak duygusunu birbirinden ayırın.
Bir tercih, genellikle hoşunuza giden bir şeydir. Bir sınır, nelerin erişilemez olduğunu gösterir. Merak, belirli koşullar altında bir fikri tartışmak veya incelemek isteyebileceğiniz anlamına gelir. Bu kategoriler aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
- Tercih: “Genellikle daha fazla zamana ve daha az aceleye sahip olmayı tercih ederim.”
- Sınır: “Kaydedilmek istemiyorum.”
- Merak: “Belki de karar vermeden önce bu konu hakkında konuşmak hoşuma gider.”
Açıkça tanımlanmış kategoriler, yanlışlıkla yapılan baskıyı azaltır. Merak, ertelenmiş bir onay değildir ve bir tercih, cevabın her zaman aynı olacağı yönünde bir garanti değildir.
Durmayı kolaylaştırın
İnsanların durması için sadece teorik bir izne değil, daha fazlasına ihtiyaçları vardır. Hemen anlaşılır, basit kelimeler üzerinde anlaşın. Taraflardan herhangi biri çekingen davranır, alışılmadık şekilde sessizleşir veya geri çekilirse, duraksayın ve sorun. Rıza, sözlü bir itirazın olmaması değil, aktif bir katılım demektir.
Farklı yoğunluktaki arzularla suçlayıcı bir tutum sergilemeden başa çıkın.
İki kişinin her zaman aynı anda veya aynı sıklıkta yakınlık kurmak istemesi beklenemez. Bir kişiyi "sorunlu", diğerini ise "talepkâr" olarak tanımlamaktan kaçının. Stres, mahremiyet, sevgi, zamanlama ve duygusal bağ gibi konuları konuşun. Bazen sorulması gereken faydalı soru "Ne kadar sıklıkta?" değil, "Her birimizin yakınlığa açık hissetmesine ne yardımcı olur?" şeklindedir.
Eğer konuşmalar sürekli olarak korku, baskı veya misillemeyle sonuçlanıyorsa, sorun sadece kullanılan ifadelerden kaynaklanmıyor demektir. Öncelikle kişisel güvenlik sağlanmalı ve gerekirse dışarıdan profesyonel destek alınmalıdır.
Okumaya devam edinFlört döneminde nasıl sınırlar belirlenir?Parça 9 -den 20 →